18 Aralık 2009 Cuma

EF-YU-Sİ-KEY!!!!



Canım okuyucum, önce üsttekinin sesini aç, böyle sözlere takılarak dinlerken  oku aşağıdakileri, istediğim etkiyi ancak böyle yakalayabilirim. Hadi bakalım.


Çok fazla Star Trek izlemekten mi, Star Wars'a ciddi ciddi gönül vermekten mi bilmiyorum, uzayla ilgii bir şeylerin sürekli beni engellediğini düşünüyorum. Kozmik olarak bana gıcıklığı var evrenin.  'Hah işte oldu bu sefer, kesin kırdım bacağını şeytanın' derken, şeytan koltuk değneğiyle, topallaya topallaya yapıyor yine her türlü -af buyrun- piçliği.




Karmam bozuk zannediyordum, ama gecen gece uyumadım, sabaha kadar düşündüm. Annem, babam ve iki üç ufak tefek olay dışında insanları kırmışlığım yok. Ergenliğim geride kaldı, o zamanlar yaptığım terbiyesizliklerin hepsini telafi ettim. E daha ne, nedir bu peşimi bırakmayan My Name Is Earl vakası?

Ofsaytın ne olduğunu bilmesem de, takım bile tutmasam da, gol attıktan sonra, ofsayt bayrağını kaldıran hakeme elleri arkada koşan, tükürük ve mukus saçan futbolcu gibiyim. Yani tabi daha az mukuslu ve tükürüklü. (gribim de şu sıralar)

Bir arkadaşıma 'Neden böyle?' diye danıştığımda, olayların çok da üstüne düşmememi, 'koy kaba etine, rahvan gitsin' dediğini hatırlıyorum. Allah kahretmesin, o zamandan beri daha da fazla düşüyorum her küçük, minik, ufacık ayrıntının üstüne. Manyağım galiba.

Ama tüm bu şanssızlığın üstüne, aptalca bir optimizm var üstümde. Mazoşistçe biraz. 

Tünelin sonundaki ışığı gördüm, çökmeyecek inşallah bu sefer üzerime.


6 Aralık 2009 Pazar

Lahana

3 sene aynı mevzuya takıldıktan sonra, mevzunun ne kadar saçma olduğunu farketmek,  bir kelimeyi ard arda çok fazla tekrar edince anlamını yitirmesine benziyor. Mesela lahana, lahana, lahana,lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana, lahana?



dinle bak bunu: BUNU. (The Last Shadow Puppets- My Mistakes Were Made For You)

5 Aralık 2009 Cumartesi

Öyle



Yağmur yağdığında fönlü saçları bozulmasına, mor şemsiyesi kırılmasına, ayakkabıların ıslanmasına rağmen sevinen bir tek ben mi varım? Beyaz sabunu hala çok seven, ütü yaparken depresyondan çıkan, sabahları sırf 5-10 dakika yatakta hayal kurabilmek içn saati daha erkene kuran, birini uzaktan sevmeyi, onun yanında olmaktan daha çok seven, film izlerken patlmış mısır yerine tuzlu ay çekirdeği yiyen,berbat giyinen erkekleri beğenen, animelerde ara ara çıkan abartı ifadelere bayılan, kocaman burunlu insanları beğenen, ingiliz aksanıyla küfretmeye bayılan, TDK gibi herkesi düzeltmesine rağmen tarzanca konuşan bir tek ben kaldım galiba. 
İtiraf edeyim bütün bu tuhaflıkların sadece bende olabileceği duygusu inanılmaz bir zek veriyor.